
Ekrem BULUT / Sosyolog- Yazar
eb-ekrem@hotmail.com
Kapitalist Pazarın Psikolojik Labirenti: Tüketici Algısı, Fiyat-Kalite Tutarsızlığı ve Ticari Ahlak
21/11/2025 Market raflarına bakarken özgür olduğumuzu sanırız. Ama gerçekte bir labirentin içinde dolaşırız. Her fiyat etiketi, her reklam mesajı bize fısıldar: “Daha çok harca, yoksa eksik kalırsın.” Ve biz çoğu zaman fark etmeden peşinden gideriz. Sistem, özgürlüğümüzü bir illüzyona dönüştürür. Fahiş fiyatlar kapitalist sistemin en sinsi tuzaklarındandır. Yüksek fiyat, çoğu kişinin zihninde otomatik olarak “yüksek kalite” algısı yaratır. Ama çoğu zaman bu sadece bir yanılsamadır. Tüketici bütçesini zorlayarak tatmin olmayı bekler. Satın aldığı ürün çoğu zaman beklentiyi karşılamaz. Hayal kırıklığı kaçınılmazdır. Ve bu yalnızca bireysel bir kayıp değildir; toplumsal güven de erozyona uğrar. Sistem, güveni bir lüks haline getirir. Sahte ürünler ve yanıltıcı reklamlar, sistemin diğer tuzaklarıdır. Kozmetik, teknoloji, sağlık… Ambalaj ve marka imajına güvenerek aldığımız ürünler çoğu zaman beklentiyi karşılamaz. Tüketici sürekli şüphe içindedir. Sistem, bilinçli veya bilinçsiz olarak kararlarımızı manipüle eder. Her alışveriş bir psikolojik deneyime dönüşür. Ve çoğu zaman, deneyim pahalıdır. Dürüst ticaret neredeyse imkânsızdır. Aynı ürün bir yerde fahiş fiyatla satılırken, başka bir yerde dürüst ve makul fiyatla sunulur. Ama tüketici makul fiyatı gördüğünde bile tereddüt eder: “Acaba kalite düşük mü? Ya da sahte mi?” Dürüst satıcı, güven kazanmak için ekstra çaba harcamak zorundadır. Kapitalist sistemde ahlaklı davranmak, ekonomik olarak adeta cezalandırılır. Ahlaklı ticaret artık neredeyse olanaksızdır; dürüstlüğün maliyeti çok yüksektir. Ticari ahlak çoğu zaman ikinci plandadır. Şirketler kısa vadeli kazanç için ahlak sınırlarını zorlar. Tüketicinin güveni ve psikolojik sağlığı geri planda kalır. Kapitalist pazarın en sinsi çelişkisi budur: Biz hem kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalışır hem de sistemin psikolojik tuzaklarıyla mücadele ederiz. Denetim mekanizmaları yetersizdir. Fahiş fiyat, sahte ürün ve yanıltıcı reklamlar çoğu zaman kontrol edilmez. Mevzuatlar var gibi görünür; ama uygulamada boşluklar büyüktür. Denetimsizlik, tüketiciyi daha da savunmasız bırakır. Dürüst satıcı da bu boşluklarda fark edilmeden kaybolabilir. Sistem, hem güveni hem adaleti zayıflatır. Sistem sadece paranızı değil, algılarınızı ve psikolojinizi de tüketir. Fiyat ve kalite tutarsızlıkları, sahte ürünler, ahlak dışı uygulamalar ve denetim eksikliği sizi sürekli şüpheye ve tatminsizliğe iter. Tüketici, güven duyduğu dürüst fiyat karşısında bile tereddüt yaşar. Bu tereddüt, kapitalist pazarın bilinçaltımızda yarattığı derin bir izdir. Kapitalist pazarın mantığını anlamak için sadece ekonomiyi incelemek yetmez. Tüketici psikolojisi, ahlaki sorumluluk, toplumsal etkiler ve denetim mekanizmalarının işleyişi birlikte görülmelidir. Şirketlerin kısa vadeli çıkarlarıyla uzun vadeli güven arasında sıkışan tüketici, çoğu zaman kaybeden taraf olur. Ahlak ve dürüstlük burada bir seçenek değil, zorunluluktur. Dürüst pazarlama, bilinçli tüketim, şeffaf iletişim ve etkili denetim, yalnızca ekonomik bir tercih değil; toplumsal ve psikolojik bir gerekliliktir. Sistem, kendi çıkarını korumak için sürekli manipülasyon üretir ve tüketiciyi psikolojik bir labirente hapseder. Aksi hâlde, labirentin içinde kaybolan yalnızca paranız değil; güveniniz, tatmininiz ve ruhsal huzurunuz da olur. Ve çoğu zaman, kaybolduğunuzun farkına bile varamazsınız. Ahlaklı ticaretin neredeyse imkânsız hâle geldiği bir düzende, tüketici ve dürüst satıcı birlikte kaybeder. |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| Kars'ın eveliği Karadenizin lahanası dinleyene çok şey anlatır - 10/01/2026 |
| Kars sofralarının bir diğer baş tacı olan kuymağ ise çoğu zaman Karadeniz’e mal edilse de, bölgede bambaşka bir kimlikle karşımıza çıkar. Kars kuymağı gösterişi sevmez; uzayıp masaya şov yapmaz, sessizdir ama ciddidir. |
| Bir kazın kanadında: KARS, Bir şevketi bostanın kökünde:MANİSA - 30/12/2025 |
| Bu yüzden ne Kars’ın kazına ne Manisa’nın şefketi bostanına dışarıdan bakıyorum. Her ikisi de benim için yalnızca bir yemek değil; göçün, yoksulluğun, tutunmanın ve yeniden kök salmanın aile belleğindeki karşılığıdır. |
| Hamsi Tava ile Kaşar Peyniri Birlikte Yenir mi? Bir Tabak Üzerinden Kültür, Damak ve İhtiyat - 21/12/2025 |
| Mısır unu, az yağ, biraz tuz ve ateş… Hamsi tavanın asaleti, tam da bu yalınlıktan gelir. Balık kendi yağını salar, denizin tuzu kendi sözünü söyler. |
| Özerkliğin Kaybı: Bilgi, Sanat ve Ahlakta Yapısal Yozlaşma - 29/11/2025 |
| Sonuçta karşımıza yalnızca yozlaşmış alanlar değil, yön bulma yetisini kaybetmiş bir toplum çıkmaktadır. Tarafsızlığın imkânsızlığı, sadece toplumsal kurumları değil, bireyin kendi vicdani bütünlüğünü de aşındırır. |
| Rüya, bastırma ve özdeşleşme: Freud'dan Günümüze Psikolojik Bir Yolculuk - 15/11/2025 |
| Böylece bastırma, hem uygarlığın temeli hem de bireyin mutsuzluğunun kaynağıdır. İnsan, toplum içinde yaşarken kendi iç dünyasıyla bir barış hâlinde değildir. Bastırılanlar susmaz; yalnızca geceyi beklerler. |
| Kaybolan Yakınlık:Modern Dünyada Dostluğun Felsefi ve Psikososyal Gerileyişi - 13/11/2025 |
| Modern dostluk, çoğu zaman “ilişkisel yatırım” olarak görülür. Kim bana daha çok kazandırır, kimle görünür olurum, kim benim sosyal çevremi genişletir? Bu sorular, ahlaki olanı değil, faydalı olanı merkeze alır. |
| Bilimin iki yüzlülüğü; İnsanlığın Kurtuluşuna mı, Yok oluşun Bilimselleşmesine mi hizmet ediyor? - 12/11/2025 |
| Yirmi birinci yüzyıl bize şunu öğretti: Vahşet, artık cehaletten değil, fazlasıyla bilgiden doğabiliyor. Barbarlık, kılıçtan değil; formüllerden, laboratuvarlardan ve soğukkanlı hesaplamalardan çıkıyor. |
| Sağlık, Eğitim ve Gıdanın Biyopolitik Denetimi - 11/11/2025 |
| Bu durum, Michel Foucault’nun “biyopolitika” kavramını hatırlatır: İktidar artık yalnızca insanların davranışlarını değil, bedenlerini, zihinlerini ve hatta yaşam sürelerini bile yönetir. |
| Yalnızlıktan kaçışın Maskesi: Sosyalleşme, Sevgi ve Varoluşun Boşluğu - 09/11/2025 |
| Sosyal medyada kurulan “bağlar”, çoğu zaman temassız yakınlıklardır. Orada herkes birbirine dokunur ama kimse kimseye değmez. Bir fotoğrafın altına bırakılan kalp, çoğu zaman samimiyetten çok var olma bildirgesidir: “Buradayım, beni unutma" |
Devamı |