• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/cheeselifemagazine
    • Artık Peynirinde bir dergisi var
    • Türkiye'nin Popüler Peynir ve Yaşam Dergisi
Nihal Ustanın Peynir Atölyesi
 Nihal Ustadan yemek tarifleri
Basında Dergimiz
Muhabirimiz olmak ister misiniz

Prof.Dr.Yavuz ÖZTÜRKLER

Prof.Dr.Yavuz ÖZTÜRKLER
editor@cheeselifemagazine.com
Fondü Fondü Dedikleri…
19/08/2018

Fransa’dan ve İsviçre’den hatta İtalya’dan gelenler hemen başlarlar tavsiyeye:

“Fondü yemeden dönmeyin”.

Gezi bloglarında dolaşırken de bir fondüdür tutturmuş  gidenleri görüyoruz.

Hatta bir defasında peynir konusunda ne kadar bilgi görgüsü olduğunu ifade etmek isteyen bir tanıdık fondü yediğinden övünerek bahsetmişti.

Fondü meşhur bir Avrupa tatlısı veya yemeği olarak biliniyor.

Çikolatalısı ve peynirlisi var.

İki zıt temalı bir çeşit mutfak ürünü. Çikolatalısı tatlı diğeri tuzlu, birine tatlı derken diğerine ancak yemek diyebiliyorsunuz.

Fondü özellikle kışın soğuk aylarda yenilen olgunlaşmış peynirle yapılan meşhur bir İsviçre yemeği olarak da belirtiliyor.

Uzun zamandır duyduğum bu fondüyü kafamda bir yere oturtamıyordum önemli ve zor yapılan bir şey olduğunu kafamın bir köşesinde tutuyordum.

Gün geldi yolumuz İsviçre’nin büyük kantonlarından biri olan Cenevre düştü. Bu kadar fondü lafı duyduktan sonra bir peynir dergisi editörü olarak fondünün tadına bakmadan ve bunun ne menem bir şey olduğunu anlamadan görmeden olur mu? Diyerek gezinin bir yerinde  fondücü aramaya başladım. “Aramaya başladım ” cümlesini lafın gelişi söyledim, çünkü her yerde fondücü bulmak mümkün.Hemen hemen her restoranda ve bir köşe başındaki kafede sipariş edebilirsiniz.  İlk gördüğümüz ve önünde akardeonla birşeyler çalıp söyleyen bir adamın olduğu bir   fondücüye girdik.. Çikolatalısı da olan,  bir yapım  seti de bulunan lezzeti övüle övüle bitirilemeyen bu şeyin tadına bakmak için siparişi hemen verdim. Önce kızım da tadına baksın diye çikolatalısını istedim ama o çeşidini yapmadıklarını yalnızca peynirlisini sunabileceklerini söylediler, çare yok mönü tek çeşit olunca olsun dedik ve peynirlisini istedik. Sempatik ve güler yüzlü bir garson yaklaşık 15-20 sonra servis edebileceklerini belirtti.Onca duyum, tavsiye ve övgüden sonra meşhur fondünün tadına bakmak için akardeondan gelen melodilerin eşliğinde sabırsızlanıyorduk. Bu arada akardeon çalan adam bana iyice yaklaşarak başımda çalmaya başladı ve bana bakarak gülümsedi ardından Türkçe konuşarak Türk müsünüz? Diye sordu.  Çok  şaşırdım, “evet” diye cevap verdim ve ekledim siz de Türk  olmalısınız deyince , hayır ben Romanyalıyım diye karşılık verdi, ben ikince kez şaşırdım. Cenevre’de Türk arkadaşları çokmuş ve Türkçe’yi de onlardan yarım yamalak öğrendiğini ve birkaç kez İstanbul’a gösteri için geldiğini ifade etti. Ama adam o kadar Türklere benziyor ve öyle güzel Türkçe konuşuyordu ki bu duruma pek anlam veremedim, adamla laflarken bu arada fondümüzde gelmişti. Önce yanan bir ocak ve yanında fondü yeme çatalı, küp şeklinde doğranmış ekmekler koydular sonra derin emaye bir kapta dumanı  üstünde tutan fondüyü getirdiler ve hafif ateşin üzerine koydular. İçinde uzunca bir tahta kaşık vardı. Ben başka değişik bir şeyler de getirecekler diye düşünürken hepsi bu dediler. İçecek olarak da çay verdiler. Bana göre dağ fare doğurmuştu. Neyse biz bu anın tadını çıkaralım, fondünün tadına bakalım dedik ve ekmeği ocağın üzerinde cızırdayan ve hafif fokurdayan fondüye banalım diye yöneldiğimizde derince kabın dibine baktığımızda bir şeye benzetemedik ve ekmeği fondü çatalına takarak bandık. Ağzımıza götürdüğümüzde çok sıcaktı dilimizi yakabilir diye epey üfleyerek yemeye çalıştık ama yine de dilimizi yaktı. Zar zor tadına baktığımızda bu tadın bize hiç uzak olmadığını anladık. Bu bizim mıhlama ve kuymağın bir benzeriydi.

Hatta bizim mıhlama ve kuymak bundan daha lezzetliydi belki. Ama birçok şeyde olduğu gibi Avrupalı peynir eritmesini de pazarlamasını ve dünyaya meşhur etmesini başarmış.   En çok kızım hayal kırıklığına uğradı. Ben de utanma pazarına yedim yemesine ama pek beğenmedim. Bunda sanıyorum çok acıkmamış olmamamın ve beklentimin yüksek olmasının etkisi de vardı

 Sanırım Temel olsa mıhlama için şöyle derdi:

-Haçan burda Fondü diyiler oğa…

30 yıl önce İstanbul’da kumpir çıktığında merak edenler bunun közlenmiş veya fırında patates olduğunu görünce şaşırmışlardı ya, işte bizde bunun basit bir peynir eritmesi olduğunu görünce hafif bir şaşkınlık yaşamıştık.

Ayrıca, yurt dışı gezilerimizde gördük ki, bizim elma dilim patatesi tereyağında yumuşak bir şekilde pişirip lezzet veren basit soslarla sunuyorlar, adına Hollanda’da patapat, İspanya’da patatas bravas tapas diyerek mönülerinin baş köşesine koyuyorlar ve turistler de kapış kapış sipariş veriyorlar. Peynir işinde de  olduğu gibi Avrupalı işini biliyor.Bizim birbirinden leziz, doğal ve kendine özgü yaklaşık 200 çeşit peynirimiz olmasına rağmen Avrupalı kadar peynirimizi tanıtamıyor markalaştıramıyor ve pazarlayamıyoruz.

Uzun sözün kısası, akardeon melodisi  eşliğinde fondüyü  bitirmeye çalıştık ve yaklaşık 35 Euro vererek masadan kalktık.

Böylece, bir fondü macerası yaşadığımız Cenevre’de epeyce dolaşarak fondünün “ağırlığını” atmaya çalıştık.



300 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Mersin ilimiz ve peynir - 30/01/2018
Mersin deyince akla hep sebze -meyve, liman, turistik yerler ve deniz gelir. Oysa Mersin’de bir yörük memleketi olup Toroslardan gelen lezzeti de vardır. Keçisi ve koyunu da vardır. Özellikle keçi sütü ve peyniri, koyun yoğurdu ile meşhurdur.
Şaka gibi gelen yıl - 31/12/2017
Dışarıda gürültü ile yağan yağmuru duyunca, bu meşhur deyimi biraz değiştirip “bir yılıma daha girdim” de diyebilirsiniz.
Doktora Baytar Diyenlere - 12/11/2017
İşini iyi yapmadığı düşünülen insan hekimlerine “Baytar” deme sendromu hala devam ediyor. Geçenlerde bir gazetenin köşesinde de aynı sendroma rastladım. Doktoruna kızan hemen “Baytar” diyor. Bu kinayeyi başka meslekler için pek kullanmıyorlar.
Gıda, Kırsal Kalkınma ve Göç… - 19/10/2017
Diyeceksiniz bu üç kavramın birbiriyle ne ilişkisi var?... Açıklamaya geçmeden birkaç ortak kabul gören gerçeklerle başlayayım yazıma…
Bir Dünya Çiftçi Kadınlar Günü Daha Kutlanırken - 19/10/2017
Küresel boyutta toplam iş gücünün %43’ünü oluşturan kadınları çalışma ve üretim alanının dışında bırakmak baştan gelişimin ve kazancın önünü tıkamak demektir.
Birde Buradan Bakın - 20/06/2017
Bizler hayvanları kendi doğalarında serbest, hür ve mutlu iken evcilleştirdik kendi hizmetimize soktuk.
Efsane Geri Dönebilir - 22/03/2017
Ortak bir akıl ve gayret geliştirilirse yine hayvancılıkta net ihracatçı olduğumuz o muhteşem günlere dönmek mümkündür. Enerji başta olmak üzere birçok alanda dışa bağımlı olduğumuz bir süreçte, buna ihtiyacımız var.
Hollanda İzlenimlerim - 02/02/2017
Geçen Aralık ayında bir kaç günlüğüne Hollandayı gezme fırsatı buldum